bir dönüşle dönüyoruz hiç yağmur yağmıyor kum taneleri uçuşuyor üstümüze bir dönüşle dönüyoruz yorgunuz tenimiz esmer içimizde mağrur bir hüzün yaralarımız var eczasi olmayan vurgunlar en cok kadınlarımıza yakışan ağlamakla en çok erkeklerimize dokunan caresizlikle yaklaşıyoruz hayatın ikindisine biraz daha yaklaşıyoruz bir el uzatımında akşamın alacasıyla bu, senin gidişinin hemen ertesinde dudaklarımızın kuruduğu suların cekildiği kızıldenizin diclenin önümüzde musa elimizde asa ile yarıp geçtigimiz nilin ve eteklerimizi savura savura tükettiğimiz birlikteliğimizin ardından kayıp giden yıldızların şarkısı gibiyiz bir dönüşle dönüyoruz ne güzel oluyordu sağımıza dönüp seni görünce ne güzel oluyordu düştüğünde önümüze adı safranlara sarılı bir aşk gibi maceramız adı kıskanç kervanların zümrüt yüklerinde yazılı adı leyla bir vaveyla kadar dokunsanız ağlamaklıyız bir dönüşle dönüyoruz belki baksak arakamıza ordasındır bu efsunu kaybetmek istemiyoruz ...
MEKTUP (1) Kapılar kalmasın kilitli, Duvarlar kalmasın sağır ... Dilinde adım güzeldi, ey çocuk, Beni bir daha çağır ! Yazısı silinmiş, kağıdı sarı ... Mektubumu geri getirdi Dünya postaları. Yollar, yollar, kuş uçmaz yollar ... Denizler aşırı, dağlar aşırı ! Arama, düşünme, bakma, ağlama ; Artık ne şu var, ne bu var ... Gözlerde uyku ve göllerde Akmayı unutmuş bir su var ! ...
hançerlenmiş çatal yürek iki baş başbaşa vermişler konuşmuyorlar yetimce gözlerden savruluyor yaş yağıyor dışarda içli içli kar çatal yürek hançerlenmiş bir çift baş bir kuş kör kafeste babasız kalır kavrulur bir serçe anasızlıktan ah gülmeyen gözler yollarda kalır dökülür yaşları vefasızlıktan bir kuş kör kafeste babasız kalır yataklar küf gibi zindan kokuyor küsmeler küsmeler ve barışmalar bir dost yüreğimde sevgi dokuyor ayrılık gözyaşı son sarışmalar yataklar küf gibi zindan kokuyor herkesle gülünür fakat çilelim ağlanmaz herkesle unutma bunu dostluk yemininin üstünde elim bölmez mi bölmez mi hasret uykunu? ve gülmek ki tokat tokat çilelim kadehler dolusu baldıran zehri gördün, göz kırpmadan nasıl içilir bilirsin haldaşım bu zalim şehri burda dirilere kefen biçilir korkusuz içilir baldıran zehri bak körpe ceylanlar nasıl vurulur zalim avcı gezer bizim bağlarda ceylanları vuran eller de kurur bir parça kırmızı kir kalır karda yavru ceylanlar bak nasıl vurulur hangi dost dikmişti şu ...
Yorumlar